15 Haziran 2014 Pazar

Burası Umudistan

Mümkünse eğer,
herkese bol güneşler...

Buraya gelebilen olsaydı keşke.
Göl kenarına oturup, su içen uçurtmalar gösterirdim onlara.
Burası kainatın bilinmeyen bir yeri. Yazı yazmak da kolay değil, yazı yaşamak da bilhassa. Burada mevsim iki türlüdür. Dört mevsime sahip olacak lüksü henüz göremedim. Şimdilerde en çok Yusuf'um. Keşke Ahmet Kaya haklı olmasa. Duvarlar konuşsa...
Mevsim Kış, ay Aralık, saat ayrılık... Aşk acısı olandan değil, olmayandandır demiş bir şair, ya da buna benzer bir şey, ben de başka bir şairden duydum. Çıldırmasaydım hatırlayabilirdim. Bunun için üzgün müyüm, bilmiyorum.
Teknoloji gelişti diyorlar ya, o da yalan. Hangi teknoloji zihinde koşup duran atları dizginlemiş ki ?

Saçmalıyorum.
Velhasıl;
benim uçurtmamı vurdular.
Uçurtmamı vurmaya 7 yaşımdayken başladılar. Tek geceyi aksatmadan yorgunluktan yorgun düşüp, uyuyana kadar dua ederdim. İtiraf etmeliyim ki, bir gün Allah'ın benimle konuşacağına, o da olmadı bir meleğini gönderip, benimle arkadaş edeceğine inandım. Senelerce yaptım bunu.
Büyür gibi oldum.
Evet, işte tam da o zaman uçurtmam vuruldu.
Bekler dururdum ya melek gelir diye, çünkü Allah benimle konuşmak istememiş, üstelik varolan bir meleği de almıştı. Galiba oralar daha güzel.
Ve önce bana, sonra diğer insanlara bu pislikle yaşamak kaldı.
Böyle kızmayı tüm suçu Adem'de bulan bir adamdan öğrendim galiba. Bulunduğum coğrafya hep ayaz.
Burada ölenler hep kendine kıyanlar. Burada kimse el kaldırmıyor çocuklara, çocukları öldürmek mi; haşa!
Burada en çok gökyüzünün bahsi yapılıyor, bir uyuşturucu bulduk, adına şiir diyorlar sizin dünyada.
Baş ağrıtan, düpedüz katil şiirler... Olmayan aşklar anlatılıyor, olmayan yerler... Öldürülmüş, bitmiş umuttan bahsediliyor. Birikimi insan gülüşlerinden yapmaya çalışıyoruz... Ne kadar göz içine bakamıyorsak, bir o kadar titriyor kirpiklerimiz iki rekat sevgi görmek için göz içlerinde...
Ne oluyor biliyor musunuz ?
Ölüyoruz.
Ah Şahrud! Ne kadar da ölmüştük, arkalarına bile bakmadılar.
Burada iki kişiyiz, 
yalnızlığım ve ben... Katil şiirler var bir de,
gelmek isteyen olursa diye söylüyorum,
arar/bulurdun gerçekten gelmek isteseydin...



Dünyanıza gelirsem, adımı uçurtma koyar mısınız ?
Rüzgara kapıldığım için değil, rüzgara karşı uçtuğum için sevebilir misiniz beni ?
Nasıl oluyor da sevmeyi dert edinmiyorsunuz, bir gün anlatır mısınız ?
Bir de, merak ederseniz Allah,
meleğini yolladı sanırım arkadaş olsun diye...
Henüz ben de görmedim ama sesini duyuyorum.