2 Eylül 2015 Çarşamba

Gün Batımları kederdir, dedi Küçük Prens


Bazıları şiir sevmez, onların yaraları yoktur. Ben insanlar memnun olsun diye yazmam ki, dertlerine ortak olduğumu bilsinler diye yazarım. Ben hep mutluluktan bahsedemem, ben bir Divan Şairi değilim.
Hem Sezen Aksu " bak batıyor yine akşam güneşi " derken, gün batımında mutluluk aranmaz.
Nil'de Gün doğarken Marmara'da güneş batar.
Güneş batıp, gece olduğunda " Batıdaki çocuklar için uyku, Ortadoğudakiler için ölüm vakti... "
Nilgün'de şiirler yazılırken, Marmara'da beddualar edilir. Bedduaları yenen dualar, gözyaşları bittikçe çoğalan tesbih taneleri vardır. Güneydoğu'dan Batı'ya göçler olur. Ve Güneydoğusuna savaş ekilen bir ülkenin, Batısının göç alması hiç abes değildir.
Nilgün Marmara'ya da, onu intihara iten dünyaya da selam olsun.
İlkinde fonda çalan Zeki Müren, " elbet bir gün buluşacağız " ikincisinde " batsın bu dünya " diyen Orhan Gencebay ile birlikte " tüm bunların hesabı elbet bir gün sorulacak "
Bak yine bir Güneş batması, bir Sezen Aksu, bir şiir ne işler açtı başımıza.

Kitap Arası




Güller kurutuyorduk, feminizmin ağırlıklı kendini gösterdiği kitap aralarında. 
Okurken o kadın oluyorduk, yaşarken doluyorduk, dolarken; taşıyorduk edebiyata.
Güller kurutuyorduk ağırlığı sadece "ağırlık" olan kitap aralarında, ağrı oluyorduk.
Güller kurutuluyordu, günler kurutanlar anılarak.
" Takvimden bir yaprak eksilt, bugün öldüm say " dedittirenlerle Eylül'ü sayıyorduk.
Eylül Sonbahardır da, bu acının bağrında son yoktur.
Sonrası doktorlar, sancılar...
Yani, ciğerlerimin filminin çekilmesiyle, ciğerlerimin artist olmasının hikayesi ve edebiyatın manik depresif kadınlarının şiiridir bu.