24 Şubat 2016 Çarşamba

Biraz Ben ( Yaşamaya Umut Gibi )


Tam bir yıl olmuş değil, kalbimin doğuştan hasta olduğunu öğrendim. Nefes darlığım ve uyku halim artmıştı, merdiven çıkarken bile artık gözlerim kararmaya başlamıştı. 
Hareketsizken nabzım 190 olur ve 140'ın kalp krizi için yeterli olacağı söylenirdi. 
Bayılıyordum. Sık sık hastaneye yatmaya ve kalp krizinden şüphelenip, müşahadede tutulmaya başlamıştım. 
Uykusuzluk, fazla tempo, çay, kahve, çikolata, üzüntü... Bunlardan yavaş yavaş uzaklaşmam gerekiyordu. 
Ama nasıldı ? Öğrenmeseydim, Türkiye Şampiyonası'na gidip, boksör olarak önce takımı, sonra Avrupa'da ülkeyi temsil edecektim. Deli gibi de çalışıyordum, şahit olan bilir. Türkiye Şampiyonlarıyla, aralarında tek kadın olarak dört kolla sarılmıştım. Ara ara sıkışmalar olurdu ama önemsemezdim. Şimdi tempodan uzak kal demek ne demekti ?
Bu bayılmalar, acilde sabahlamalar bitsin artık diye ameliyat olacağım düşüncesiyle Bursa'ya geldim Muğla'dan. Kalitesine inandığım özel hastanelerden biri bu ameliyatı herkesin yapmadığını söyleyip, fakülteye yönlendirdi. Ivır zıvır derken canım iyice sıkılıyordu, çok önemsemiyordum çünkü. Olsa da bitse diyordum. Türkiye'de her hastane yapmazmış, Bursa'da da yapan 2 yer varmış.

Kaldı 1 seçenek. Kalp hastanesi başhekimine gittim bu defa. 
Kalp yetmezliği için bir hap var, ağırların ağırıydı halüsinasyonlar gördüren, ellerimin etrafında ışıklar görmeme sebep olan bir haptı. Ameliyatı binlerce kişiye yaptığını fakat bana yapmaya çekindiğini, kalbin tamamen durmasından korktuğunu söyledi. Benim canıma hepten yetti tabi. " Başlarım böyle işe " dedim yine. Gitmedim bir daha. Bir sorun var, bir çözüm var ama çözümlenemiyor. Ben de dedim ki, " ben bunun üstesinden gelirim " 
Daha önce ne yapıyorsam, iki katını yaptım. Sakındığım ne varsa da üstüne gittim; aşkla!
Şova dönüştürmenin manası yok, ara ara deli ağrılarla uyandığım ve öksürük krizleriyle zor nefes alabildiğim zamanlar oldu. Ama şimdi küçücük ağrılar bile olmuyor. 
İnsan üzülmeye dursun, bi hayata küsmeye dursun tüm problemler başına üşüşüyor. 
Her şeyin başı sağlık denir, ben buna her şeyin başı sevgi derim.
Tamam, ortak fikrimiz olsun. Sağlığın başı sevgi, her şeyin başı sağlık.
Her gün 20 km yürüyorum, koşuyorum, paten kayıyorum. Daha dinç uyanıyorum sanılanın aksine. İşte böyle. 
Koyverdun gittun benu demeden evvel, kalkıp o yaşam iplerini ele almak gerekiyor. 
Naçizane.