24 Şubat 2016 Çarşamba

sen bi Gül gerisi hep Şen ( hissedeceğini umarak uzaklardan )

Yahu, anneannem nasıl ölür siz delirdiniz mi ? diye bağırmak istiyorum.
Yanlış anlamayın, benim abarttığım bir şey değil, arkadaşlarım dahi "hükümet kadın " diye tanırlar onu. 
Benim öğretmenimdir, stilistimdir, annemdir biraz, biraz babamdır... İlk okul sabahımdır, ödev yapmakta zorlanışımdır, sebze sevmeyişim, zorla yemek yiyişimdir. Hastalanışım, bayram sabahım, 23 Nisan gösterimdir... Dahası mı ? Daha da içten kan gibi...



Bir gün hastanede dedeme " doktor ne diyor ? " diye sordu. Dedemin gözleri doldu, " iyi olacaksın, ne diyecek " dedi. Hiç inanmadı buna. Ben dişlerimi sıktım, ağlamadım. Şöyle dedim içimden, " Allah'ım, anneannem ölüyor, bir şey yapamaz mıyız ? " 
O zaman Allah, çok şey görmüş bir lâl gibi sustu... Dedemin gözleri doldu, "iyi olacaksın" dedi, bundan böyle iyi olmak benim hatırımda hep gözleri dolu kaldı.



Resulullah o bakışı görseydi merhametten ağlardı;
ben o bakışı gördüm haşyetten bayılacaktım ama annem elimden tuttu. 
Bir de anneannemin çok güzel kurabiyeleri vardı, bir de yanına çay demlerdi ki, öleceğine inanmazdınız. 
Üniversite için Muğla'ya giderken, Belgin Teyzem "anneanneni kim güldürecek şimdi ? " demişti beni uğurlarken... Teyzemlerin kapıdan öyle bir girişi vardı ki, " ben şimdi kimi güldüreceğim ? " diye soramadım.



Rüyalarımı bir halt sanır, inanırdım. Anneannem rüyamda " yatmaktan sıkıldım " deyip, güldü. O gülüşü görseydiniz, ölüme inanmazdınız. Şimdi tamamen uyudu. Ben bunu duydum, kendime inanamadım. Tüm dünyaya duyuracak kadar yüksek sesim olsun istedim. Herkese " anneannem öldü be " demek istedim. Sanki hep birlikte ağlasak, geri gelecek gibi...
Anneannem ölünce ben çok üşüdüm üzüntümden. O da üşürdü böyle. " Cansu " derdi, ben üstünü örterdim. Bir de omuzlarında hala parmak izlerim vardır, masajı çok severdi... Şimdi bütün üstünü örtmeler yetim kaldı. 
O herkesi " annecim " diye severdi...
O gitti, biz birbirimize sarıldık. Görseniz, merhametten ağlardınız.
Anneler kendileri giderken bile, geride bıraktıklarını birbirine kenetliyorlar, ne tuhaf...